Türkiye korona virüs testleri açısından ne derece güvenilir bir ülke? Bu kadar normalleşmeye rağmen vakalar neden yükselmiyor? Sorularının cevabı Fahrettin’in testlerinde gizli olabilir.

Türkiye genelinde korona virüs testleri ile ilgili tartışmalar büyüyor. Sağlık Bakanlığı’nın 12 tanı kiti üretebilecek firma arasından yalnızca tek bir firmaya ihaleyi verdiği ortaya çıktı. Bakanlık’tan ihaleyi alan firmanın ürettiği testlerin doğru sonuç verme oranının en fazla yüzde 30 olduğu söyleniyor.

İşte Türkiye’ de korona ihalesini alan o firma

Türkiye’ de korona virüs salgının ortaya çıktığı tarihlerde Sağlık Bakanlığı tarafından tanı kiti üretimi için bir ihale başlatıldı. Bu ihaleye 12 firma katılmasına rağmen Türkiye’ deki tüm tanı kitlerin üretimi tek bir firmaya verildi. Bioksen adındaki bu firmanın ülke genelinde doğru tanı koyabilme oranının en fazla yüzde 30 olduğu iddiaları ortaya çıktı. İddiaların ardından Sağlık Bakanlığından ard arda istifalar gelmeye başladı. Bakanlık, istifaların bu konuyla ilgili olmadığını ileri sürse de, gelen istafaların gerekçelerini açıklamadı.

Konuyla ilgili bir diğer dikkat çeken noktaysa, istifalar ile ilgili ana akım medyada herhangi bir haber yapılmaması oldu. CNN Türk’ün yaptığı haberi daha sonra kaldırdığı düşünülüyor.

Türkiye genelinde korona virüs testleri ile ilgili tartışmalar büyüyor. Sağlık Bakanlığı'nın 12 tanı kiti üretebilecek firma arasından yalnızca tek bir firmaya ihaleyi verdiği ortaya çıktı. Bakanlık'tan ihaleyi alan firmanın ürettiği testlerin doğru sonuç verme oranının en fazla yüzde 30 olduğu söyleniyor.
Bakanlık’tan gelen istifalarla ilgili Türk medyasında yer alan haberler

Tüm dünyada en fazla %60, Türkiye’ de an az %99

İddiaların ortaya çıkmasıyla birlikte, ihale birincisi Bioksen, konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulundu. Firma dün testlerin doğruluğunun %30 olduğunu yalanlayan ve ürtettikleri koronavirüs tanı kitlerinin %99 oranında doğru sonuç verdiğini basın açıklamasıyla duyurdu.

Ancak uzmanlar, koronavirüs tanı kitlerinin doğruluğunun dünyanın hiçbir yerinde yüzde 60’ı geçemediğini belirtiyor.

Bu yönüyle bakılıdığında Türkiye, koronavirus tanı kiti doğruluğu sıralamasında Kuzey Kore’nin ardından %99’luk başarıyla ikinci sırada yer alıyor.

Onur TUTUŞ

Önerilen haberSrebrenitsa: AVRUPA’ nın görmezden geldiği Katliam

Türkiye ve dünya korona hakkında hala çok az şey biliyor

Korona virüs salgınının neden olduğu vaka sayıları tüm dünyada artıyor ve hala koronavirüs salgını hakkında bilmediğimiz çok şey var. Koronavirüs salgınının Wuhan’da patlak vermesiyle birlikte tüm dünya ilk başlarda beklemediği bir paniğe kapıldı. Virüsün erken dönemlerinde tüm dünyadan siyasetçiler ve uzmanlar, ”Koronavirüs salgınını bir iki ayda atlatırız” şeklinde açıklamalar yapıyorlardı. Ancak daha sonra Dünya Sağlık Örgütü(WHO) koronavirüs salgının 2021’de bile son bulamayacağını itiraf etmek zorunda kaldı. Çok kez yanılsak da hala koronavirüs salgını hakkında öğrenemediğimiz ve ya bilmediğimiz birçok konu var.

Virüsün Wuhan’daki bir canlı hayvan pazarından dünyaya yayıldığı düşünülse de, bu virüsün ilk nasıl ortaya çıktığını tam olarak bilmiyoruz.
Çin hükümetinin, ülkedeki vaka sayılarını ne derece gizli tuttuğunu bilmiyoruz.


Virüse yakalandığı halde belirti göstermeyen ne kadar insan var bilmiyoruz.


Yaz aylarına girdiğimizde bu virüsün etkisini yitireceğine dair kesin bir şey bilmiyoruz.


Virüse yakalanıp atlatsak bile, aynı virüse bir daha yakalanır mıyız bilmiyoruz.


Virüsten “tamamen iyileşmiş” olarak teşhis edilen bazı kişilerin neden karantinadan ayrıldıktan sonra ikinci kez testlerinin pozitif çıktığını bilmiyoruz.


Virüsün uzun dönemde vücutta bırakacağı tahribatı tam olarak bilmiyoruz.


Tedavilerin olumlu sonuçlar verip vermediğini bilmiyoruz.


11 Mart’ta Türkiye’de tespit edilen ilk vakanın, gerçek ilk vaka olup olmadığını bilmiyoruz.


Vatandaşlar ilerleyen zamanlarda sosyal mesafe kuralını ihlal ederler mi, bilmiyoruz.


Covid-19’un aşısı bulunsa bile bunun bizlere ne zaman ulaşacağını bilmiyoruz.


Aşı olan birisi, bu aşıyı her yıl olmak zorunda kalacak mı, bilmiyoruz.


Aşıların ücretsiz dağıtılıp dağıtılmayacağını bilmiyoruz.


Türkiye’de yaklaşık altı milyon mülteci var. Bu insanlara nasıl virüs bulaşmıyor, bilmiyoruz.


Küreselleşmenin nasıl bir boyuta doğru şekilleneceğini bilmiyoruz.

İnsanların kalabalığın içinde toplanmaktan korkup korkmayacaklarını bilmiyoruz.


Seçimlerde sandığa gitmek bir günle sınırlı kalır mı, bilmiyoruz.


Piyasaların kaç yıl sonra eski haline döneceğini bilmiyoruz.


Dünyada büyük bir ekonomik durgunluk yaşanır mı, bilmiyoruz.


Bu günler bizim yeni normalimiz olarak kalır mı, bilmiyoruz.


Bu kadar bilinmezliğin içinde, emin olabildiğimiz tek şey hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır
Korona virüs salgını bundan yaklaşık 6 ay önce Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkmıştı.

Türkiye’ de Korona virüs salgını hakkında hala bilemediğimiz konular

Semptomların tamamının neler olduğunu bilmiyoruz.


Bazı enfeksiyonların neden ciddi hastalığa dönüştüğünü bilmiyoruz.


Risk etmenlerinin tamamını bilmiyoruz.


Bu hastalığın ne derece ölümcül olduğunu bilmiyoruz. (Virüsün yayılmaya başladığı zamanlarda yüzde iki oranında öldürme etkisi olduğu söyleniyordu. Ancak Fransa gibi gelişmiş ülkede bile bu virüse yakalanmış insanların yüzde 14.1’den fazlası hayatını kaybetti.)

Virüsün Wuhan’daki bir canlı hayvan pazarından dünyaya yayıldığı düşünülse de, bu virüsün ilk nasıl ortaya çıktığını tam olarak bilmiyoruz.
Çin hükümetinin, ülkedeki vaka sayılarını ne derece gizli tuttuğunu bilmiyoruz.


Virüse yakalandığı halde belirti göstermeyen ne kadar insan var bilmiyoruz.


Yaz aylarına girdiğimizde bu virüsün etkisini yitireceğine dair kesin bir şey bilmiyoruz.


Virüse yakalanıp atlatsak bile, aynı virüse bir daha yakalanır mıyız bilmiyoruz.


Virüsten “tamamen iyileşmiş” olarak teşhis edilen bazı kişilerin neden karantinadan ayrıldıktan sonra ikinci kez testlerinin pozitif çıktığını bilmiyoruz.


Türkiye’ de Korona: Virüsün uzun dönemde vücutta bırakacağı tahribatı tam olarak bilmiyoruz.


Tedavilerin olumlu sonuçlar verip vermediğini bilmiyoruz.


11 Mart’ta Türkiye’de tespit edilen ilk vakanın, gerçek ilk vaka olup olmadığını bilmiyoruz.


Vatandaşlar ilerleyen zamanlarda sosyal mesafe kuralını ihlal ederler mi, bilmiyoruz.


Covid-19’un aşısı bulunsa bile bunun bizlere ne zaman ulaşacağını bilmiyoruz.


Aşı olan birisi, bu aşıyı her yıl olmak zorunda kalacak mı, bilmiyoruz.


Aşıların ücretsiz dağıtılıp dağıtılmayacağını bilmiyoruz.


Türkiye’de yaklaşık altı milyon mülteci var. Bu insanlara nasıl virüs bulaşmıyor, bilmiyoruz.


Küreselleşmenin nasıl bir boyuta doğru şekilleneceğini bilmiyoruz.

İnsanların kalabalığın içinde toplanmaktan korkup korkmayacaklarını bilmiyoruz.


Seçimlerde sandığa gitmek bir günle sınırlı kalır mı, bilmiyoruz.


Piyasaların kaç yıl sonra eski haline döneceğini bilmiyoruz.


Dünyada büyük bir ekonomik durgunluk yaşanır mı, bilmiyoruz.


Bu günler bizim yeni normalimiz olarak kalır mı, bilmiyoruz.


Bu kadar bilinmezliğin içinde, emin olabildiğimiz tek şey hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır.

Türkiye’ de Korona virüs